.

sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hafta ortası film'n

Read more

Blogum başı boş, ben hoş, o hoş!

Herkese merhaba!Tam tamına geçen hafta bugün zaman mefumumu, uyku kavramımı ve biyolojik dengemi kaybetmeye başladım ben. Bütün bi hafta boyunca bi iki gün kaçamakla, beni zorlayan bi çeviri ve bi de aslında hiç bi iş yapmamama rağmen beni İFW ye sokan, bütün ağustos ayı dergilerini hatmettiğim bi işim vardı.Ve bi iki günlük kaçış zamanlarımda da çok eğlence, bol juju, bol gülüşmece ve bi kaç marmara vardı.


İstanbul Fashion Week den çıkartılacak en gerçekçi sonuç; erkeklerin kendine yakışanı bulmakta daha başarılı olduğu, ve benim bir elbiseye ruhumu bırakıp eve geri döndüğümdür.




5. Akbank Sanat Kısa Film Festivali başladığı ilk gün tesadüfi bi şekilde ben de oraya kitap okumaya gitmiştim.İstanbul'un o dayanılmaz sıcaklarında birini beklerken sessiz sakin ve buzz gibi kitap okumak istiyorsanız en iyi seçeneklerden bi tanesidir. Ben de kısa film geçmişimin olmadığına kanaat getirip birazcık o yönde bişeyler yapmaya karar verdim. O tesadüfle, festivalin ikinci bölümünün ikinci kısmındaki filmleri izledim. Kısa film enteresan bişey okurum. Filmde olayı verir içini sen doldurursun falan, daha zevkli kimi zaman, daha tatmin edici..




Gittiğimde 3 film izledim ve favorim kesinlikle "Sapak" tı. Zira iki film arasında 14 dakika boyunca diyalogsuz devam eden daha düşündürücü olduğunu düşünerek çekilmiş, fakat overdose dan insanları uyutan filmde itiraf ediyorum ben de uyudum..Sapak daha önce de çeşitli festivallerde gösterilmiş bi kısa film izlenesi ve düşünülesi..


**Bu blog gerçekten jazz havasıyla dolmaya başlayabilir..


Galata Kulesi ne çıkmanın ne kadar kolay ve manzarasının ne kadar şahane olduğunu bilmiyorsanız, mutlaka gitmelisiniz. Giderken taze meyve suyu satan bi yerin yanında minnacık cafemsi yere benim gibi merakla bakıp girmemezlik yapmayın, gidin bakalım nasıl bi yermiş. 




Bu hafta uyumaya zamanım kalmayana kadar tüm iş çıkışlarımda dışarıya çıkıp, cuma akşamı pes edişimi saymazsak, orda burda gezdiğim için bi iki yeni yer keşfettim.


**Bi tanesi gittikçe popülerleşen tünel adidas ın ara sokağındaki Toscana. Aslında asıl çekici kısmı içerisinin dekoru.Kalabalık olmayan ama canlı bi  yer isterseniz, tam karşısındaki mekandan gelen bilindik chillout şarkılarıyla güzel bi yemek yiyebilirsiniz. Zira nedenini anlamadığım bi şekilde sokakta her mekanın müşterisi bol bolken oranın müşterisi iki üç masayı geçmiyor.Ve kendilerine özel şarabını deneyebilirsiniz, yemek öncesi gayet içilesi bi aperatif.




Tabi ben bunların hiç birini tek başıma yapmadım. Bir liste ve o listenin ortağı olanla hop ora hop bura gezdik durduk:)


Ve uzun bi aradan sonra bi pazar albümü.Dün Asmalı da otururken arka masada, adamın o kadar güzel parçaların dinliyolardı ki, ben de dayanamayıpkimi dinliyosunuz acaba diye sordum..Hemen bi kağıda adamın is ve mini albümlerini yazıp elime tutuşturuverdiler. Erik Truffaz- Mask için resme tıktık.




Benim gibi biri özellikle pazar gününe 8 saat başlarsa o hafif çapta huzursuzluk yaratabilir. Ama bu sefer ben de huzursuzluktan eser yok!Aksine bu tempo bende alışkanlık yapsa ki  bence hafif çapta yaptı, içinde o iki günlük kaçamak ve iş çıkışları varsa hiç karşı çıkmam her haftam öyle geçebilir:)


herkese iyi pazarlar


öptüm'n
Read more

Thank you for SMOKİNG!

Herkese merhaba! Daha önceleri  konser organizasyonları yapan bi ajansta çalıştığımı söylemiştim, ve bu yaptığım en eğlenceli iş olmayı hali hazırda sürdürüyor. Neredeyse güzel olan bütün konserleri hem para kazanarak hem de hafif çalışıp izlemek gayet güzel bi olay. Hele de sevdiğiniz sanatçılara denk geliyorsanız..




Geçtiğimiz cumartesi günü favorilerimden bi tanesiydi. Natalie Cole sesiyle bir Cumartesiye softluk kattı. Babasıyla sesinin birbirlerine bu kadar benzemesi, bu derece soft olması gerçekten hayranlık uyandırıcı bir şey bana kalırsa. Jest yapıp seyircilere türkçe teşekkür etmesi, Frank Sinatra dan "uncle Frank" olarak bahsetmesi, giriş parçasını  Fever olarak belirleyip neredeyse enstrümansız  söylemesi, ve konserden çıkarken herkesin dans ediyor olması kesinlikle güzel şeylerden bi kaçıydı.  




**Çalışma sonrasında tekrar karşıya geçmenin yorucu olacağını düşünüp Üsküdar da oturan bi arkadaşımın evine gittik. Okurum ister inan ister inanma, Üsküdar da bi milyona yakın camii var.Ciddi anlamda bi milyon camii ve bi milyon imam.Bi milyon ezan sesi ve üç milyona yakın hoparlör.Anlatabildim mi..



Postun başlığının nedeni sevdiğim filmlerin arasına az önce bir yenisini eklemiş olmam. "Thank You for Smoking" "Doğru tartışırsan haksız olmazsın." temalı, ara ara, kesinlikle sigara şirketlerinin desteklediğini düşündüğüm bi film. Enteresan olan sigara üzerine bir film olmasına rağmen filmde kimse sigara içmiyor. Bol bol sigara markaları, sigara içenlerin durumu, marlboro adam olmasına rağmen bir tek nefeslik sigara dumanı, bir tek tane sigara izmariti yok.İzlenesi ve eğlenilesi bi film. Ve paragrafımın sonu da başrol oyuncusunun sözleriyle bitmek isterse ve biraz spoiler niteliği taşırsa eğer; "michael jordan plays ball, charles manson kills people, i talk...everyone has a talent."






Siz bütün bunları okurken ben bol güneşli bir günde, bol paragraflı, saman kağıtlı Travenian yazarlı kitap okuduğum, ice tea ler tükettiğim,bi havuz başı keyfi yapabileceğimi zannetmiştim. Güneş tüm ısısını yaymaya devam edip ışınlarından bizi esirgemeseydi eğer bunlar olucak şeylerdi..


bayaa eskilerden



öptüm'n
Read more

babies!

Herkese merhaba! Yazın İstanbul'da yapılabilecek ve maddi yönden göçertmicekler listesi yapmaya meyilliyim, yaptığım anda bu liste sizindir de bekleyiniz.. Ama o zamana kadar izlediklerime ve gittiklerime, okuduklarıma göz atalım;


η Bi kaç gün önce keşfettiğim, çok eğlenceli bol gülmeceli, kısa sürecek ve büyük bi ihtimalle neden bitti diye üzecek bir dizi; Samantha Who? Sadece ve sadece iki sezon sürmüş ve ardından yayından kaldırılmış. Sonu gelmeyen bi eğlence gibi dursa da ne kadar sıkıldığınıza bağlı, ve yinede eğlence beklentinizi çokça karşılicaktır eminim.





η Bazen ihtiyacınız olan ev dışında farklı bi mekan olup, yine de kendi kendinize kalmak istiyor olabilirsiniz, ya da tamamen sessizliği tercih etmek isteyebilirsiniz.Zira ben bazı zamanlar sadece -kendim- olarak kitap okumak ya da dergi karıştırmak istiyorum. Genelde sessiz sakin takılabileceğiniz bi kaç mekan sayabilirim ama bi zamandan sonra etrafınızdaki insanlara bakarken konsantrasyonunuz bozuluyor.Eğer odak noktası kitapsa ya da yapmanız gereken bi iş varsa, yan masaya gözünüz kayarken o aklınızdan uçup gidiveriyor!Bu yüzden kalabalık içinde sonsuz sessizlik edinebileceğiniz, sıkıldığınızda tekrar kalabalığa karışabileceğiniz bi kaç yer var.Bence  bunun için Akbank Sanat' ın müzik dinleme odası ve kütüphanesini tercih edebilirsiniz. Zaten gittiğinizde maksimum 4 kişi oluyor ve kesinlikle sessiz, çok sessiz..




η Ve şimdi azıcık para harcama zamanı.Güneşin hafiften etkisini kaybettiği zamanlarda merak ettiğiniz bi yeri, hedef belirlemeksizin karış karış gezebilirsiniz. Örneğin bugün bi arkadaşımın bu işi Cihangir de yaptığı gibi.. Her yer Cihangir gibimidir bilinmez ama orada dik yokuşları çıkarak gezmeye gücünüz varsa, aralarda derelerde çok şirin ve güzel cafelere raslayabilirsiniz. Beğendiğiniz kafelerden bi tanesine oturup akşam üzeri kahvesinin tadını çıkarabilirsiniz.Ve şanslıysanız üç beş sokakta bir manzaraya denk gelir ve özellikle cihangir camii nin bahçesinde muazzam manzarayla birlikte soluklanırsınız..

η Şu sıralar kitap okumak yerine Newsweek, K gibi dergileri hatmediyor olsam da temelde bi kitap okuyorum aslında; "Yalancının Pokeri".  Wall Street li , Solomon Brothers lı, bol paralı, trader lı ve adı üstünde biraz da kumarlı bir kitap.Aslında okunası, ama ben okumuyorum..







η -Şimdilik-  Son olarak bu aralar izleyip izleyip güldüğüm bi  fragman var. Burada vizyona girmemiş olan bir filmin fragmanı "Babies".  4 farklı ülkeden 4 farklı bebeğin bir yıl boyunca neler yapıp ettiğini anlatıyor.Bebekler çok ama çok tatlılar:)Ben de fragmanla sınırlı kalmayıp en kısa zamanda filmin kendisini izlemiş olmayı planlıyorum.














Bu arada benim aslında yapacaklarıma dahil kocamann bi listem var, ama birlikte yapacağımla bu listeyi bi kağıda dökmemiz gerek önce:)


biraz kötü bi link ama;
Duffy- No smoke without fire


öptüm'n 
Read more

yar bana bir eğlencee!

Herkese iyi pazarlar! İstanbul sınırlarını zorlar şekilde, ayıp denicek şekilde sıcak günlerini yaşıyor. Gerçi benim gibi Mersin e gidip gelmiş birinin sıcak hakkında ne kadar şikayet etmeye hakkı var bilemiyorum ama ben ordayken mersin tarihinin en soğuk yaz günlerinden birini de türk filmlerindeki gibi yağmuru görerek yaşamıştı. Neyse buralar da öyle, sıcak her yerde sıcak.




Cancaaz bi ay vardı dün benim dans edicem, arkadaşlarımla sohpet edicem diye  izleyemediğim.Litera'nın güzel manzarasında dımtıs müzikten ayrılıp iki üç dakika bakabildim ancak. Halbuki yazın bu vakitlerinde, yegane eğlencelerimden bi tanesi kumsalda öylece uzanıp ayı, yıldızları izlemekti. Ben biraz da yazlığımızın o sakinliğine tavdım.Dalga sesleriyle de birleşince karanlık da olunca bundan daha güzel bişey yoktu. Eve dönmek istemeyişimin de böyle masum nedenleri var işte..Gittinde naaptın diye sorsanız aklımın ucundan geçmedi sahile inip bunu yapmak, bir de her zaman bu işi birlikte yaptığım arkadaşım orda olmayınca sıra ona da gelmedi..Bugün de neredeyse aynı güzelliğinde bize bakmakta hani romantik olasınız tuttuysa..


Başlıktaki gibi "yar bana bir eğlenceee!!" diye çıkıp bağırasım var dışarılara. Çok uzun zamandır bi yazımı çalışmadan, aktivitesiz geçiriyorum. Önceleri öss vardı, sonra staj vardı, bu yaz bunların hiç biri yok, çalışmak da yok öylece kalakaldım. Yazların bu kadar sıkıcı olduğunu hiç bilmezdim.Sürekli aktiviteden ziyade düzenli yazlık hayatına alışkanlığımdan da olsa gerek ben buralarda bu derece yapamıyorum azizim..


Sıkıntıdan evin içinde dolaşırken kaçınılmaz son olarak film izlemeye karar verdim. Neden dışarı çıkmadın sorusunun cevabı ise dün gecede ve havanın 45346345 derece olmasında saklı.Çok umutsuz ve sıkıntılı olarak bi film seçtiğim filmin bu kadar su gibi akıp giden ve bu kadar hoş olacağını hiç tahmin etmemiştim!! "An Education"  16 sında Oxford hayalleriyle dolu bir kızın sıkıcı hayatına bir anda giren kendinden yaşça çok büyük bir adamla yaşadıklarını ve adamın ona vaadettiklerinin rehavetine kapılıp gitmekten son anda kurtuluşunu anlatıyor.İngiliz aksanı filmi kesinlikle benim için biraz daha özel kıldı.Müzikler hoştu, olay öyle fenalık geçirticek bi dramayla anlatılmamıştı ve sıkıntım filmi izlerken uçup gidiverdi!








bi de kararımı verdim gün gelir de evlenirsem, olay budur;




ve yine pazar bitti bile,


öptüm'n


http://fizy.com/#s/1kjfph
Read more

the world is mine!

Herkese iyi pazarlar!Yerinden dahi kalkmakta zorlanan n' koltuğun bir köşesinden bildiriyor..

Sınavlarım bittiği için çok ama çok mutluyum.Dağıtmadık..Aslında biraz rahatlamış olabilirim.Kadıköy şubeme gittim yine.(bkz: iki günlük karşı tatili)Her seferinde ayrı bir macerayla geri dönüyor olmam.. hayatımın bir kısım heyecanını karşı tarafta bulabiliyorum:)


Hafta sonu neler neler yaptığınızı bilmiyorum ama neyi kaçırdığınızı söyleyebilirim; Şahane bir David Guetta konserini.Ben kendisine nötr duygular beslerdim.Kopmaca şarkıları takdire şayan olsa da, durup özellikle dinlediğim şarkıları eskilerde love is gone, şimdilerde memories(rakamla iki) di.Konser organizasyonları demiştim, bu konserde de çalışacağımdan bahsetmiştim. Zaten bu tür müzikleri biraz seviyorsaydınız böyle bir organizasyona içinizin gitmemesi imkansızdı.Ve ben de bir  an için dedim ki, şu an istifa edip görevli kartımı çıkarıp dans etsem, herkes naaparsa yapsın desem!Kabul etmeliyim ki 10 numaraydı.Her şeyin canlısı makbuldür ama bu gerçekten live performans farkından başka, gerçekten iyiydi.Kopmanın Guetta hali ve haklı bir başarı diyorum.Zira önceleri en iyi dj seçildiğinde hiç bi neden bulamamıştım.Evet aynı zaman da elektronik müziğin sıkı takipçisi olabiliyorum.Öyleyim..Kop kop gözlüğüm bile var


 Yaş ortalamasının 16 olması, çoluk cocukla uğraşma zorluğu ve 6 saat boyunca mütemadiyen üşümüş biri olarak ben, kaçınılmaz son olarak hastalandım.Ne kadar çekilmez olduğunu unutmuşum, olmuyordum, kendime iyi bakıyordum..olmadı..

**Diyorum ki staj bulmamın zamanı geldi.Benden ne olur ki?

U2 konserine biletim olduğunu söylemiş miydim?Dediler ki işte size bilet.Korkum o ki;biletin tribute konserine  ait olması.U2 tribute konserine neden gidelimdi zaten, 6 eylülde kendisi geliyor.

*Bi dahakine gideriz David Guetta ya üzülmeyelim.

   Konser dışında daha önceden izlediniz mi bilmiyorum ama, ''blind side'' ı mutlaka izlemelisiniz. Gayet sıradan bi şekilde izlemeye başlayıp,filmin sonunda tekrar izlemek istiyorum dedim.Film Michael Oher adında bir amerikan futbolu oyuncusunun hayatını anlatıyor. Gayet zevkli, gayet izlenesi, gayet sevilesi.Şiddetle tavsiye ediyorum. ''Sandra Bullock neden Oscar aldı peki?'' sorusuna ise cevabım yok.İnsanların vicdanına oynadığı için diye düşünüyorum.Siz de bakın bakalım nasılmış..


**Ben diyorum ki Fransa'ya gidiyim. Yolunu da biliyorum aslında, ama dediğim gibi birazcık yardım istemem gerekebilir. Onu yaptıktan sonra daha önce de bahsettiğim gibi, imece diyelim.

Pazar akşamı chillout u için ideal zamanlara girmiş bulunuyoruz.

Haftamız iyi geçsin.Hastayım ya şimdi onun huysuzluğunu yaşicak olabilirim.Zira şarkım da yok..

öptüm'n 


Read more

Vapura binmek güzeldir!

Herkese iyi pazarlar!Sanırım şu ana kadar en az post yayınladığım aylardan bi tanesi oldu bu ay.Bilemiyorum chillout havamın bir kısmını kaybetmiş olabilirim.Ya da 1. yaşın verdiği rehavet mi demeliyiz artık ne idiyse.


2 günlük bi karşı kaçamağı yaptım bu hafta sonu ve chillout havamı yerine getirebildim.Bu yüzden de ayın son gününü postsuz geçirmek istemedim.Ama daha önceden de söylediğim şeyi pekiştiriyorum ve İstanbul da bulunanlar ara sıra mutlaka vapura binmeli, kendileri için iyi olanı yapmalı diyorum!Bu rahatlığı arada kendime kanıtlamam gerekiyomuş bunu da öğrenmiş oldum.


Bu hafta sonu çok güzel vakit geçirdim ve tabii ki pazar kahvaltısını atlamayarak, pahabiçilemez 'Pazar Kahvaltımı' sevdicek arkadaşıma sundum.Tabii elimi de yakmayı ihmal etmedim.Yine de bu pazarki kahvaltı sunum olarak gözlere hitap etmiyor olsa bile lezzet yönünden oldukça tatmin ediciydi:)Ve okurum bir insan ne kadar tatlı yiyebilir sorusunun cevabı bende saklı, gel anlatiyim..Yemek yapmanın insanlara artı etkisi var!


***En çok sevindiğim, en çok hoşuma giden bir şey varsa o da kesen bıçak.

Bu aralar sinemaya gitmesem de(zaten diğer 'bu aralarda' da sonsuz filme gitmiştim)kendisi henüz gösterime girmeden şans eseri izlediğim bir filmi önermek isterim.''Nine'' Film bir müzikal ve izlediğim bir kaç müzikal içerisinde sanırım en başarılısı.Film orta yaş krizindeki bir yönetmenin yaratıcılığını kaybetmeye başlaması, buna çağre ararken de hayatındaki kadınları dengede tutma çabasını konu alıyor.Eğer müzikal seviyorsanız gidin derim.Zira filmde şarkılarla birlikte yapılan danslar filmi daha bir izlenir kılıyo.



Film demişken Akbank 6. Kısa Film Festivali başlıyor. 1-11 Mart tarihleri arasında Akbank Sanat ın Beyoğlu'ndaki merkezinde, yarışan filmleri,canlandırmaları izleyebilir ve dahi atolye çalışmalarına katılarak eğlenceli saatler geçirebilirsiniz.Yapılacak bütün etkinlikler ücretsiz, ancak atolye çalışmalarına sınırlı sayıda katılımcı alındığı için önceden rezervazyon yaptırmak gerekiyor.Ayrıntılı bilgiler için Akbank Sanat.






Pazar köşesi;





Ve pazar şarkısı;



Öptüm'n
Read more

m.s 1. yazı

Herkese merhaba!!Yılın bu zamanlarının verdiği toplu motivasyon eksikliğini, artık hafif güneşli hava sonucu üzerimden atıp, blog yazmaya hız verebilirim!!Sürekli bi uğraşınızı bloga aktarmıyorsanız eğer,  blog yazmak kimi zaman zor olabiliyor okur, bilmem bilir misin...


Ben düzenli olarak okula gidiyorum artık, defterim falan var..


Sanırım yeni yeni şeyler buldum kendime.Yine bir sürü kurs,eğitim, bir sürü atraksyondan bahsediyorum.Tabii ki yanında bir de çalışma var.Aslına bakılırsa en çok istediklerimden bi tanesi aşcılık okuluna gitmekti..Bütçemi aşmasaydı eğer şukela olurdu:) Yine de belki de bütçesini aşmicak olan vardır, bir bakının ve pahabiçilemez yemekleri siz yapın derim!Bulduğum şeyleri yapmaya başladığım an sizlerle paylaşmaya başlicam:)


Pahabiçilemez yemeklerden bahsetmişken benim için yine pahabiçilemez bir zevk olma yolunda hızla ilerleyen türk kahvesi, kendini bir festival altında toplayıp kahveseverlere, kahve kokusunu boyluboyunca duymak isteyenlere hoş anlar yaratıyordu.Ben yazmak için bu kadar geç kalmasaydım eğer, kahve sevenler için çok hoş bir vakit geçirme yöntemi olabilirdi.Bunun yerine havalar iyi giderken güzel manzarada pek de güzel olmayan kahve içmek isterseniz taksim Midpoint i deneyebilirsiniz.


Kumbaram vardı ya, ben onun içindeki her şeyi harcadım..

Dün taksim Star Wars gecesiydi okurum. Herkesin elinde bir Stormtrooper, bir Darth Vader  kaskı,herkesin cüppesi ve de ışın kılıcı mevcuttu.Süper olmasa da Star Wars konseptiyle güzel olmuş bir partiye gitmekten kendimizi alı koyamadık.Evet biliyorum bu dünyada iki tip insan var: Star Wars u sevenler ve sevemeyenler.


tablo 1: şu an mevcut.

Şu cümlelerimi yazarken zamanını dolduran pazarın, öneremediğim filmini önermek istersem eğer; o da Julie and Julia olur. İzlerken enfes yemekleri gördükçe sizi acıktıran ve size hafif bir şeyler içmeyi istetecek  bir film. Tam tamına bir pazar filmi aslında.Film gerçek olaylardan alınmış iki hikayeyi anlatıyor.İşi fena mı fena olan Julie kendini oyalamak adına bir blog açıyor ve '365 gün 524 tarif' olarak projesine başlıyor.Film iki hikayenin karışımı şeklinde ilerliyor ve Merly Streep yine aşmış bir performans gösteriyor.İzlenesi, yemekler yenilesi ve de içilesi..










Günün şarkısıysa eski bir şarkının yeni versiyonundan;




öptüm'n


p.s: nedeni yok, blogumun birinci yaşını milat kabul ettim.
Read more

serotonin getirili oyun!




Herkese merhaba! Son postumda bu yana biraz zaman geçti farkındayım, hangimizin blogu aksamıyor ki?



Ortaya  Ankara –İstanbul karışık günler geliyordu ya hayallerde,akıllarda, o hiç öyle olmadı.Ben bi kaç gün süren baş dönmeleri geçirdim.İstanbul da Diren boyunca hastaydım.İyileştiğim tek ve geçirebileceğimiz son günse İstanbul un beyazı gelmişti.Karşıya geçme fikri pek de akıllıca gelmiyordu.








Tiyatrodan haz almıyorsanız eğer biraz Jude Law, biraz ekşın herkesin hakkı diyorum  ve Sharlock Holmes u şiddetle tavsiye ediyorum.Bugün bu filme gitmek yapacağınız en güzel şeylerden biri olabilir bence.Gidin ve güzel vakit geçirmenin film heyecanını yaşayın!





Filmlere ve oyunlara rağmen 3-5-7 haftadır cumartesi günleri dışarı çıkmıyorum.Birileri oralardan haber versin.


İkizime kavuşmaya 2 kala günleri yaşıyorum.


Bir Pazar köşesi olacaksa o da kesinlikle budur;






Ortanca cin adalet yolunda ışığa biraz daha yaklaşmak adına kanunlar arası yolculuklar yapıyor.Ben Mersin den bildirirken kendine iyi bakman için bu paragrafı sana ayırıyorum.


Bir bakın bakalım wave inize bişeyler olmuş mu?


Bir güneylinin kar sevdası, özlemi ve de beyaz aşkının  doyasıya karşılandığı şu sıralar,haftanın bir kısmında da yatmış olmamın verdiği enerjiyle evde durmuyorum ve kendimi dışarılara atıyorum diye düşünürken, o güneyli olarak üşümekten hareket bile edemediğimden, evde chillout modumu yakaladım ve devam ediyorum!!


Pazar şarkısı yakınlarda konseri olan Emilliana Torrini den;







İyi pazarlar


öptüm'n
Read more

kötü havada film iyidir

Pazar pazar neler yapıyosunuz? Pazar gününün chillout havasını, tatilin 3 gün olması nedeniyle %2.3 oranında kaybetmesi, kendinden olmadık performansla ders çalışan "ben" i değişik şeylere yöneltti. En kısa zamanda bi günümü, odada çeşitli değişiklikler yapmaya ve artık yemezsem gözümün açık gideceğine inandığım tatlı-ekşi soslu tavuk yapmayı öğrenmeye ve de yapmaya  ayırmaya karar verdim.


Beni mutlu etmenin yolunun abur cubur yemek ve yanında müzikten geçtiği şu sıralar, insanların bunu hiç anlamadığına gözüm takılıyor, takılıyor ve orda kalıyor okur. Mutluluğum; bir türk kahvesi, bir market ve bir mutfak kadar yakın diyorum ve en az ikisine hakim anneme selamlar yolluyorum:))


Şu -dışardaki her şeyden uzak kaldığım anlar- günün devamında siz de cihangir modunu 2 farklı tarzda sürdürebilesiniz diye 2 ayrı filmden bahsetmek istiyorum:


- Lock Stock and Two Smoking Barrels : Guy Ritchie nin Snatch filmi kadar güzel ve hatta kim bilir belki de daha güzel olan filmi.




Diğeri de, köşenize çekilmiş pineklerken şöylece uzanıp izleyebileceğiniz, kahvenizi hüpleterekten vakit geçirebileceğiniz Stranger Than Fiction.



Ve pazar şarkısı;



İyi pazarlar!!

öptüm'n
Read more

2. ve 3. akşam

Read more

Liderlik ve Guruluk

  Merhabayn okuyucu neler neler yaptın?Ben YGA liderlik zirvesine katılmaya hak kazandım niabeerrr??YGA yani Young Guru Academy sosyal sorumluluklarının farkında olan üniversite öğrencilerini "liderlik" sıfatıyla birleştirmeyi hedefleyen bir  vakıf.Başvuran yaklaşık 30.000 kişiden 2000 kişi bu konferansa katılmaya hak kazanıyor ve böylece Liderlik Okulunun birinci aşaması başlıyo.Okuldan mezun olabilmek için 6 adımı da aşmak gerekiyo ve bu arada elemeler 10 kişi kalıncaya kadar devam ediyor.Biraz zorlu tabi, yine de bu başlangıca dahil olmanın da ayrı bi zevki,bana kattığı ayrı bir ekşını var.Kim bilir belki de aşama aşama gitmiş bu kız hiç belli olmaz.Bugün telefonuma gelen bir mesajla beni mutlu eden bu olayı sizinle de paylaşmadan edemedim.Geçen sene de başvurmuştum o sonuç bekle bekle gelmedi okuyucu, nasıl hüzünlüydü anlatamam.Bi de şimdi şöyle de düşünüyorum, geçen seneden bu zamana kadar bişeler değişmişki beni kabul etmişler.Bir tane aferin ozaman bana:)

   O değil de bugün saçlarımı ilk defa dışarı çıkarken topladım.Beni bilen bilir  "herelde", ben saçlarımı kolay kolay toplamam.Ya hain kuaför çok kısa kesmiş olcak ben o kısalığa dayanamicam ya da şekli bi garip olcak. bugün baktım fazla dağınıklar saçımı hafif bir topuzla önünün kıvırığını da hafif bırakarak yanlardan iki tane sarkıtaraktan helenistik bi havayla topladım.güzel oldu.Şimdi hani nerde o saç görelim önce güzel mi değil mi bilelim derseniz, yok  fotğraf çekinmedim özel olarak.Sonradan sonraya aklıma geldi zaten saçımdaki aslında, bahsetmeye değer bu değişikliği.

    Ya şimdi liderlik falan demişken, ben hangi sektöre yönelicem, ben nereye en iyi giderim, "Nesli senin için biçilmiş kaftan bu meslek!!" diye aklınızdan hangisi geçiyo mesela?Zira şu ara televizyonda staj yapma gibi isteklerim var.O zaman da radyo televizyon okusaydın diymi ama demeyin.İşletme bu nası olursa olur.Burcu Esmersoy olmak da istiyorum demiş miydim?



 
 
 



 
  Kargo demişken bana gelen kargolara bayılıyorum.O paketin bende yarattığı sevinçç!İçinde bişe olmasa yine adıma gelse sevinicem o derece.Bugün yine bi kargo geldi bana, nası sevinçliyim.Annem için buldumbuldum dan hem serinletici hem de ısıtıcı olarak kullanabileceğiniz o zopçuğu almıştım.Bugün o geldiişte.Bana gelmiş ama aslında bana değil.Nesri Yılmazer diye birine. Yıaaaaaaaaa o ne yaa dedim bi gülme geldi ama sinirlendim de.Kargo benim için önemli arkadaş ismimi de doğru yazsınlar.Ayıp günah şu sevince düşürülen gölgeye..Neyseki NesliŞAH yazmamışlar deyip pozitif düşünmeye karar verdim. Yılmazer, Nesri... pozitif düşünmeyip n'apcan..

Öptüm'n
Read more